13 Nisan 2011
Güneş Elektriği Hiçbir Zaman Çok Değil

Güneşten elektrik üretimi yapan güneş enerjisi sistemlerinin Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkelerde esamesi bile okunmuyorken, bazı ülkelerde güneş elektrik sektörünün doyum noktasına ulaştığı ile ilgili tartışmalar yapılmaya başlandı. Ama tartışmalar bu sefer fotovoltaik sistemlerinin maliyetlerinin çok yüksek olmasından çok güneş elektriğinin şebekeye getirdiği olumsuz yükle ilgili.
Fransa’da 2009 yılında 300 MW güneş enerjisi sistemi kuruldu. 2010 yılında kurulan güneş elektrik sistem kapasitesinin 800 MW - 1 GW civarında olması bekleniyor Almanya 10 GW güneş elektrik kapasitesini 2010 Eylül itibariyle 15GW seviyesine çıkardı.
Tipik yaz öğleden sonrasında puant yük Fransa’dan 55 GW, Almanya da ise 70 GW seviyesine çıkıyor. Yani anlaşılıyor ki her iki ülkede de fotovoltaik sistemler için ilerleme ve konvansiyonel üretim tekniklerinin yerini alma konusunda yüksek potansiyel vardır. Yatırımcılara kazandıran güneş elektrik üretim teşvikleri devam ettiği müddetçe fotovoltaik sistemlerin elektrik enerjisi üretimi içindeki payı hızla artmaya devam edecektir. DENA (Alman Enerji Ajansı) çok koktuğu bir durum olarak 2011 yılının sonunda Almanya’nın toplam kurulu güneş elektriği gücünün 30 GW olmasını beklemektedir.
Fransa’da ERFD (Fransız Enerji Ajansı) güneş enerjisi sistemleri konusunda doğu koşusunun dinamiklerini izlemektedir. Kurum ülkedeki güneş elektrik teşviklerinin geri dönüşlerinin daha kısa olduğunun farkında ve ülkede sayıları hızla artan üretim tesisleri sayesinde fiyatların 2 yıl içinde düşecek olmasıyla bunun ne anlama geldiğini gayet iyi biliyor.
ERFD’nin bu uyarıyı Fransız Bakanının yıllık güneş enerjisi sistem kurulumlarını 500 MW ile sınırlamasının hemen öncesinde yapması tesadüf değildir. Almanya’da da DENA’nın şebekeye getirilen ağır yükler nedeniyle yıllık güneş enerjisi sistemi kurulumlarının 1 GW ‘la sınırlandırılması gerektiğini açıklamasının da aynı güne denk gelmesi planlanmış hareketler gibi görülmekte.
Fotovoltaik sistemleri fonlama maliyetlerinin artışıyla ilgili tartışmaların hiçbiri ne Almanya ne de Fransa’da artık “sevk kırıcı” olarak algılanmamaktadır. Güneş enerjisi sistem fiyatlarındaki düşüş devam ettiği için şebekeyi besleme tarifelerindeki düşüş oranları güneş elektrik piyasasını artık eskisi kadar ürkütmüyor. Fransız fotovoltaik sistemleri geliştirme firması Solaire Direkt en son devreye aldığı sistemde KWH başına 15 Euro Cent (seviyelendirilmiş maliyet) seviyesini yakaladığını ve fiyatlardaki düşüş trendinde aşırı bir değişiklik olmazsa 2 yıl içinde 10 Euro Euro Cent seviyesinin yakalanabileceğini açıklandı. Bunun anlamı; güneş elektrik üretimi endüstrisi şebeke besleme tarifelerindeki hızlı düşüşlere karşı çıkmazsa ve hatta desteklerin hızlı bir şekilde gündem dışına çıkmasını sağlarsa güneş elektriğinin yüksek maliyeti üzerinde tartışmalar sona ereceğe benziyor.
Dahası bu kadar düşük maliyet seviyelerindeki güneş elektrik üretimi off-shore rüzgar enerjisiyle aynı seviyede fon bulma imkanına kavuşabilecektir. Örneğin Almanya da off-shore rüzgar enerji sistemleri 15 Euro Cent civarında teşvik almaktadır. Bu rüzgar çiftliklerinin geliştirilmesine dahil olana Alman şebeke işletmecileri de dahil olmak üzere hiç kimse bu maliyetlerden dolayı kurulu toplam güç içinde kısıtlama istememektedir.
Ortaya yeni atılan şebeke kapasitelerinin yetersiz olduğu fikri ilk başta karşı konulamaz bir tez olarak görülmekte. Fakat aslında güneş enerjisi sistemleri yüzünden şebekelerin çökmesinden korkmanın bir anlamı yok. Bunun da gerekçesi basit; eğer talepten daha fazla güneş elektriği şebekeye veriliyorsa şebekeye şebeke frekansı yükselir. Bunun da anlamı güneş enerjisi sistemlerinde bulunan solar inverterler şebekeye verilen güneş elektriği miktarını kısıtlar. Fakat bu mekanizma sadece aşırı durumlarda uygulanır. Bugün için fotovoltaik sistemlerin çok yoğun olduğu güç sistemlerinde bile güneş enerjisi sistemlerinin tam kapasite ile üretim yaptıkları zaman aralıkları dardır, genelde güneş elektriğinin büyük çoğunluğu kısmi yük işletim koşullarında üretilmektedir. Örneğin Almanya da bir güneş enerjisi sistemi kapasitesinin yarısında çalışırsa güneş elektriğinin yaklaşık %16’sı kaybolmaktadır. Diğer bir deyişle 50 KW’ la şebekeyi besleyen 100KW nominal gücündeki bir fotovoltaik sistem güneş elektriğinin %84’nü hasat edebilmektedir. Kilo –watt ve kilo-watt –saat aynı anlama gelmemektedir. Bu ifadeler elektrik şebekesinin emniyetine zarar verdiği için güneş elektriğinin kısıtlanması gerektiği iddialarına karşı güçlü argümanlardır.
Aslında en iyi çözüm güneş elektriğinin depolanmasıdır. Fakat şu anda bunu sağlayabilecek bir depolama kapasitesi yoktur ve bu yöntem hala çok pahalıdır. Fakat güneş elektriği üretim sistemlerinde yakıt maliyeti olmadığı işin yenilenebilir enerji sistemlerinin ürettiği elektriğin şebeke girişinde öncelik sahibi olduğu piyasalarda güneş elektriği her zaman için müşteri bulabilir. Bu durum düşük elektrik fiyatlarına imkan sağlayabilir. Bu durumda depolama sistem maliyetleri için tolerans sağlanabilir. Bütün bu açıklamalardan sonra denilebilir ki güneş elektriğini engellemenin hiçbir haklı yanı yoktur.








Enerji Siteleri
Yorumlar (0)